TÜRKİYE ULUSAL VEREM SAVAŞI DERNEKLERİ FEDERASYONU
VEREM HAFTASI AÇIKLAMASI
(01-07 Ocak 2012)
Verem (tüberküloz) hala önemli bir sağlık tehdidi oluşturması, uzun bir tedavi süresi gerektirmesi ve yarattığı sosyal problemler nedeniyle günümüzde de önem arz etmekte olup ortadan kaldırılması için uygulanması oldukça zor olan bir mücadele programı gerekmektedir. Bu programın temelini hastaların erken tanısı ile uygun bir şekilde tedavisi oluşturmaktadır. Böylece hem hastaların şifa bulması mümkün olmakta hem de etrafa hastalığın bulaştırmalarına engel olunabilmektedir.
Hastalığın bu günkü duruma baktığımızda şunları görmekteyiz:
Dünya Sağlık Örgütü'nün hesaplamalarına göre dünyada vereme yakalanma oranı son 5 yıl içinde yüzbinde 142'den 128'e düşmüştür. Ancak halen heryıl 8,8 milyon kişi hastalığa yakalanmakta ve 1,4 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Veremle savaşa Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinden daha geç başlayan Türkiye'de 1950'lerde, verem en sık rastlanan hastalıklardan birisiydi ve ölüm nedenlerinin başında gelmekteydi. Ancak yarım asrı geçen bir mücadele ile hastalık oranlarında önemli bir azalma olmuştur.
Bu iyileşme önce verem savaşı derneklerinin gayretleri ile başlatılan ve daha sonra Sağlık Bakanlığının özel bir teşkilat kurarak yürüttüğü yoğun bir çalışma ile gerçekleştirilmiştir. Bu organizasyon içinde yer alan göğüs hastalıkları hastaneleri- sanatoryumlar, verem savaşı dispanserleri, gezici tarama ve aşı ekipleri ile verem savaşı dernekleri unutulmaz bir hizmet vermişlerdir.
Son verilere göre Türkiye'de bugün vereme yakalanma oranı 100 binde 24'dür. Bir başka deyişle her yıl 17.000 civarında insan bu hastalığa yakalanmaktadır. Hastalığın görülme sıklığı orta Avrupa ülkeleri seviyesindedir. Tüm hastaların kayıt ve takipleri verem savaşı dispanserlerinde yapılmaktadır. Halen 198 verem savaşı dispanserine hastalar doğrudan müracaat edebildiği gibi bu birimler 2052 personeli ile birlikte başka kurumlardan sevk edilmiş hastaların tanı ve tedavisini yürüten 2. basamak sağlık kurumu olarak da hizmet vermektedir. Başta göğüs hastalıkları hastaneleri olmak üzere 2. ve 3. basamak yataklı tedavi kurumları da hastaların tedavisinde ciddi bir rol oynamaktadır.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2010 yılında verem hastalarının tedavi başarı oranı %92'ye ulaşmıştır ve tedavi sırasında hastaların önemli bir kısmı ilaçlarını gözetim altında almaktadır.
Bu noktaya gelinmesinde şüphesiz Sağlık Bakanlığının bu işe ayrılmış bütçe ve teşkilatı yanında verem savaşı derneklerinin de önemli katkıları olmuştur. Sayıları 144 olan verem savaşı derneklerinin bu alandaki yıllık harcamaları 3 milyon TL civarındadır. Bu harcamaların en önemli kısmını işletme giderleri ve hastalara yapılan sosyal yardımlar oluşturmaktadır.
Veremle savaşta oldukça iyi bir noktaya gelinmekle beraber hala bazı problemler olup, kat edilmesi gereken bir mesafe vardır. Örneğin İstanbul hastalığın en sık görüldüğü şehrimizdir. Bu ilimizdeki hasta sayısı 2006 yılında 6590 (görülme sıklığı yüzbinde 56.7) iken 2010 yılında 5702'ye düşmüştür (görülme sıklığı yüzbinde 44) Rakamlar İstanbul ilinde bir düşüş göstermekle birlikte bu ilimizde hastalığın görülme sıklığı hala Türkiye ortalamasının iki katı olup toplam hasta sayısının % 33 bu ilimizde bulunmaktadır.
Bu durum İstanbul'da özel bir aktivite gerektiğine işaret etmektedir.
Verem savaşındaki en önemli problemlerden biri de dünyada ve Türkiye'de tüberküloz ilaçlarına dirençli vakalardır. Bu konuda yürütülen iyi uygulamaların ( yatarak ve ayaktan gözetim altında tedavisi ve maliyeti yüksek olan 2. kuşak ilaçların hastalara ücretsiz verilmesi gibi) devamı ve hatta daha ileri götürülmesi gerekmektedir.
Cezaevlerindeki tüberküloz vakalarının erken yakalanması konusunda ülkemizde Sağlık, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları arasında bir protokol yapılmış olup, bu protokol hükümlerinin hassasiyetle yerine getirilmesi gerekmektedir.
Dikkatle takip edilmesi gereken bir durumda sağlık da dönüşüm programı ve Sağlık Bakanlığının teşkilat yasasındaki değişikliğin yaratabileceği risktir.
Hasta sayılarının azalması ve tedavi başarı sağlanması gibi çok olumlu neticelerin temelinde yatan faktörler; verem savaşı dispanserleri, 2. basamak sağlık kurumlarının işbirliği ve verem savaşına ayrılan özel bir bütçe ve teşkilat olmuştur. Bundan sonrada aynı başarının yürütülebilmesi için dispanserlerin hizmetlerini yürütmeye devam etmeleri ve yeni organizasyon (yapılanma) içinde merkez teşkilatının (verem savaşı daire başkanlığının) tüm işlevlerine yerine getirebilecek bir yapının yer alması gerekmektedir.
Ancak bu şekilde yurdumuzda kesintisiz, uzun soluklu bir tüberküloz kontrol programı devam edebilecek ve kalıcı bir başarıya ulaşarak hastalığı ortadan kaldırmak mümkün olacaktır.
Şef. Dr. A.Refik EREM
Yönetim Kurulu Adına
Genel Başkan
|